Geçtiğimiz Cuma günü, Ağustos
ayındaki istihdam piyasasına yönelik sonuçlar elde edildi. Burada, bilindiği
gibi, piyasa fiyatlaması üzerinde en büyük etki tarım dışı istihdam
değişiminden elde edildi. Öncelikle verilerin sonuçlarına odaklanacak olursak,
tarım dışı istihdam beklenenden daha az artış gösterdi. Bu durum, hafta
içerisinde gelen diğer istihdam verilerindekine (ADP, JOLTS) benzer şekilde
durgunluk endişelerini artıran şekilde sonuçlandı. Ancak diğer yandan işsizlik
oranı beklentilere paralel şekilde, %4,3’ten %4,2’ye geriledi ve ortalama
saatlik kazançlar aylık bazda %0,4 oranında artış gösterdi.
Bu durum, durgunluk endişelerinin
bir miktar törpülenmesine olanak tanıdı. Ayrıca piyasa bu tablodan sonra 18
Eylül’deki Fed beyanatından, 25 baz puanlık indirim ihtimalini kuvvetlendirecek
şekilde fiyatlamalar gerçekleştirdi. 25 baz puanlık faiz indirim beklentisi
%70’e kadar yükseldi. Diğer indirim ihtimali olan 50 baz puanlık senaryo ise
güç kaybederek yaklaşık %30 civarında bir oran buldu. Sene sonuna
odaklandığımızda ise, piyasa halen 100 mü yoksa 125 baz puan mı indirim
yapılacak bunu tartmaya devam ediyor. Ağırlıklı ihtimal %40 oranında 100 baz
puandan yana bulunurken, 125 baz puan indirim beklentisi %38 oranında ihtimali
bulunuyor. Geriye kalan kısım ise %12 ile 75 baz puanda ve %10 ile 150 baz
puanlık ihtimalde duruyor. Özetle piyasanın güvercin tutumunu az bir miktar da
olsa yavaşlattığından bahsedebiliriz.
Bu hafta ise tüketici ve üretici
fiyat endekslerindeki değişime yani enflasyon verileriyle ilgili sonuçlara
odaklanacağız. Tüketici enflasyonu verisi aslında Fed’in politika faizi
ayarlamalarında ana enflasyon göstergesi değil. Fakat tüketici enflasyonu
(TÜFE) ile Fed’in göstergesi olan çekirdek PCE fiyat endeksinin korelasyonunun
görece iyi olduğu, dolayısıyla iki endeksin birlikte hareket ettiği bir tablo
karşımızda bulunuyor. Bu durum da TÜFE’deki değişimin, çekirdek PCE fiyat
endeksindeki değişimine yönelik beklentileri şekillendiriyor. Dolayısıyla
piyasa bu açıdan veriye odaklanıyor. Üretici fiyat endeksi (ÜFE) tarafı da
TÜFE’yi şekillendirebilme potansiyeli nedeniyle takip ediliyor. ÜFE bilindiği
gibi ürünlerin fabrika çıkış fiyatlarındaki değişimi yansıtıyor, dolayısıyla
tüketicilerin de talep edecekleri bu ürün fiyatlarına yansıma ihtimali
değerlendiriliyor.
Bu genel tanım sonrasında, TÜFE
tarafına odaklanmak istersek;
Fed’in sıkılaştırıcı para
politikası uygulamalarına dayanamayan TÜFE, yıllık bazda %2,9’a kadar gerileme
gösterdi. Ayrıca 5,25 – 5,50 aralığında (efektif faiz %5,33) bulunan faiz
oranına göre bakıldığında, reel pozitif faiz oranı söz konusu. Bu durum sıkı
koşulların yaratmış olduğu başarıyı öne çıkarırken, istihdam ve imalat PMI gibi
veriler durgunluk endişelerini öne çıkarıyor. Ayrıca piyasa Ağustos ayına ait
TÜFE’nin daha fazla soğuma göstermesini (%2,6 – grafikteki kırmızı boyalı kısım
bu ihtimalin gerçekleştiği durumu gösteriyor) bekliyor. Ancak aylık bazdaki
artış oranının %0,2 olduğunu unutmamak gerek. Birlikte hareket eden bu iki
endekste, TÜFE tarafında gerileme görülmesi halinde, yüksek ihtimalle çekirdek
PCE enflasyonunda da aynı beklentiler devreye girebilir. Zira çekirdek PCE
enflasyonu, son 2 aydır soğuma hızını sabit oranda koruyor. Ancak çekirdek PCE
enflasyonunun 27 Eylül’de açıklanacağını ve Fed’in 18 Eylül’deki beyanatında bu
veriye yönelik yeni projeksiyonlarını da yayınlayacağını hatırlatmakta fayda
var. Zira piyasa her zaman bir adım daha ileriyi görmeye oldukça niyetli.
Üretici fiyat endeksinde de benzer
beklentiler söz konusu. Ancak uzunca bir süredir bu endeksteki artış hızı
önemli ölçüde zayıfladığı için, önem derecesi bir miktar daha düşük. Tabi bu
demek değildir ki aşırı soğuma veya ısınma durumunda piyasa fiyatlamalara dahil
etmesin. Özellikle durgunluğa işaret gelebilecek sonuçlar (imalat PMI’daki
gelişmeler gibi) etkisini hissettirebilir. Piyasa ÜFE’nin aylık bazda %0,2 ve
yıllık bazda %1,8 oranında gerçekleşmesini bekliyor.
Bu haftaki sonuçlarda da
durgunluk endişelerinin törpülenip törpülenmeyeceği izlenecek. Dolayısıyla
enflasyon verilerinde beklenenden daha fazla soğuma resesyon endişelerini
alevlendirebilir; beklenti ve üzerindeki sonuçlar ise bu endişelerin fiyat
mekanizması tarafından törpülenmesine ortam sağlayabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder